in Genel

Stresten Uzak, Gerçeklere Yakın

Stres, anksiyete, huzursuzluk, endişe, korku gibi sıkıntılı durumlar hayatın gerçeklerinden uzaklaştıkça daha çok başımızı sarar. İnsan psikolojisinin ve zihnin işleyiş biçimiyle alakalı birşey bu.

Korktuğumuz, canımızı sıkan, bizi üzen birşey yaşadığımızda bunu en kısa zamanda unutmaya çalışırız ama unuttuklarımız ya da o an için unutmayı becerdiklerimiz gerçekte zihnimizden silinmez. Varlıklarını korumaları ve sürekli olarak yokmuş gibi davranılmaları nedeniyle kendilerini hissettirmek isterler. Bu hissettirme biçimi kendini genelde kızgınlık, karamsarlık, baş ağrıları, değişik psikosomatik rahatsızlıklar olarak gösterebilir.

Biraz daha açmak gerekirse; sabah uyandığımızda eğer yaşadığımız gerçeklerden kaçmak yerine “Selahattin’e şu kadar borcum var, Aysel benden telefon bekliyor, en geç iki hafta içinde diş doktoruma uğramam lazım, çocuklara yazlık ayakkabı alınacak, ayın şu gününde şu ödemem var” gibi hatırlatmalarla güne başlarsak sorunlarımıza çözüm getirme mekanizmalarımız daha erken ve daha etkili işlemeye başlar.

Bunu becerebilmek ise temel bir kendine güven ve kendini sevmeyi gerektiriyor. Alakası ise şöyle; kişinin en önemli sorumluluğu kendi yaşamına dair olan sorumluluğudur. Yani en önemli sorumluluğumuz iyi bir vatandaş, iyi bir eş, iyi birer anne baba, iyi bir dost, iyi bir sevgili, iyi bir arkadaş, iyi bir çalışan olmak değildir. Ancak insan kendisinden kaçtıkça az evvel saydığım ikincil sorumluluklara doğru yönelmeye başlar ve sorumluluk bilincini bunlarla tatmin etmeye çalışır.

Akşam geç saatlere kadar ofisten çıkmayıp masa başında iş yapanlar büyük oranda işin gerektirdiği sorumluluğu yüklenmekle değil kendileriyle ilgili sorumluluk duygularını bir yer değiştirme ile tatmin etmekle meşgul olurlar. Kişi bunu bilincinde farketmez. Bu durum bilinçaltına itilmiştir. Üzerinde çok durmaya gerek yok, yaşadığımız evrende varolan birçok şey gibi insan psikolojisi de mükemmel değil. Yapılması gereken ah vah etmek yerine kendimizi sevmekten ve kendimize saygı duymaktan başlayarak adım adım kendi sorumluluğumuzu üstlenmemizdir.

Kendimizi, yaşadığımız bir dizi olayın kurbanı olarak tanımlamak yerine başımıza gelenlerin sorumlusu olarak tanımlarsak bugünkü hayatımızı değiştirmek için gereken kudrete sahip olduğumuzu da görürüz.

Şimdi kimileri der ki param yok, zamanım yok, gücüm yok. Ben de diyorum ki bunlardan siz sorumlusunuz. Hayatın bazı gerçekleri değiştirilemez olabilir ama birçok şeyi değiştirmek de sizin kendi elinizdedir.

Özetle, strese neden olan faktörlerin önemli bölümü bize sıkıntı veren / verdiğini sandığımız olay ve durumlardan kaçmaktan kaynaklanır. Kendi hayatınızın dizginlerini elinize almaya karar verirseniz daha az stres yaşamanız mümkündür.

Hayat zaten çok kısa, daha sakin, daha huzurlu, daha neşeli, daha dolu bir yaşama direnmek biraz lüks değil mi?

  1. Çok güzel yazmışsın Osman, elline sağlık. Bende örneğin hiç bir iş istediğim gibi gitmez. Hep şunu yapacağım, bunu yapacağım derim ama olmaz. Bunun nedenini de çevremdeki etkenler derim. Eve geç geldim ondan olmadı, şuraya gittim bu yüzden gelemedim,… gibi şeyler.

    Bu gibi, kendimin kendime uydurduğum bahaneleri silmek için de yapılacaklar listesi oluşturmaya, kullanmaya başladım. Net’de zaten dolu bu tip uygulamalar. Gün içinde yapılacakları sıralıyorum. Sırayla hepsini yapıyorum. 3-4 gündür devam ediyorum, ve faydasının olduğunu düşünüyorum.
    Tavsiye ederim.

Comments are closed.