in Psikoloji

Psikoterapide Ölüm

Psikoterapide ölüme dair bir çok konu değerlendirilir. Kabaca sınıflamak gerekirse bunları ikiye ayırabiliriz; bir yakının kaybından doğan yas ve acı sürecinin değerlendirilmesi, ve kişinin kendi ölümüne dair duygularının, korkularının ve bunları bastırmaktan doğan rahatsızlıklarının değerlendirilmesi. Bir de, psikoterapide ölüm kavramının kullanımı söz konusudur. Teori, ölüm farkındalığının kişinin terapi sürecine olumlu katkı sağlayacağı yönündedir. Yani kişi bir gün öleceğini iyice bellerse yaşama dört elle sarılabilir ve ruhsal rahatsızlıklarından en azından nevrotik olanlarının üstesinden daha hızlı gelebilir.

Evvela terapide ölüm farkındalığını ele alalım. Bu farkındalığı yaratmak için çeşitli yöntemler kullanılır. Kişinin kendi cenazesini hayal etmesi, vasiyetini yazması, kendi mezarını gözünün önüne getirmeye çalışması gibi oyunlar ölüm farkındalığını yaratmak ya da artırmak için kullanılan basit yöntemlerdendir.

Ancak görünen o ki ölüm farkındalığına sahip olmak herkesde aynı etkiyi yaratmamaktadır. Bir gün öleceğini ve bunun ne zaman olacağını bilemeyeceğini iyice anlamış biri hayata dört elle sarılmak yerine “ne de olsa bir gün öleceğim” fikriyle bunalım ya da depresyon sürecinin altından kalkmaya çalışmak yerine bunu iyice ertelemeye karar verebilir. Aynı koşulda bir başkası “daha ne kadar yaşayacağımı bilmiyorum ve hala yapmak istediklerim var” diyerek kendini nevrotik kısır döngüden uzaklaştırıp gerçekten değer verdiği faaliyetlere yönelterek terapi sürecinde büyük bir yol alabilir.

Bir yakının kaybına dair acı ve yas sürecinin değerlendirilmesi de bireyin kendi ölümüne dair duygularını, korkularını yüzeye yakınlaştıran süreçleri inceler. Bazen bir yakının kaybının getirdiği acı birebir kişinin kendi ölüm korkularıyla alakalı olabilir. Ya da böyle olmasa bile kişinin kendi ölüm farkındalığına değinmede yardımcı bir etmen olarak kullanılabilir.

Kişinin ölüme dair duygularını ortaya çıkarabilmekte yardımcı tekniklerin arasında rüya analizleri de bulunur. Genel bir ipucu vermek gerekirse kişinin yaralandığını, vücudunda değişimler meydana geldiğini gördüğü rüyalar çoğu kez kişinin ölüm korkularına işaret eder. Bu rüyalarda yer alan diğer sembollerin analizi kişinin ölüme dair korkularını, ve farklı duygularını, ölüm kavramını ölüm dışında nelerle bağdaştırdığını anlatır. Bu sembolizmin çözümü de insanoğlunun ölüme dair duygularını daha iyi kavramasına yardımcı olur.

Ben kendi terapilerimden birinde bir yakınımın kaybının ardından cenaze günü şöyle bir rüya görmüştüm:

Rüyamda terapi seansını yaptığımız odadayım ama odada sadece ben ve kaybettiğim yakınım var. Birşeyler konuşmaya çalışıyoruz. Fazla detay yok. Terapist odada olmadığı için şaşırıyorum. Tabi ölen yakınımın da odada karşımda canlı olarak durması da beni şaşırtıyor

Şimdi bu rüya her ne kadar bir yakınımı kaybetmemin ardından cenaze günü gördüğüm bir rüya ise de mutlaka birebir ölümle alakalı olmayabilir. O günün gecesinde bu rüyanın henüz yeni tanıştığım ve üzerinden 3 ay bile geçmemiş olan terapistimin gerçekte canlı olmadığını düşündüğümü (bilinçdışından) yansıttığı biçiminde yorumlamıştım.

Yani ölüm kavramı, ölüm kavramını içeren rüyalardaki sembolizm her zaman kişinin kendi ölümüne dair veriler taşımadığı gibi her zaman ölüme dair veriler de taşımaz.

Psikoterapide ölüm kavramının kullanımı ve terapötik etkisi elbette bir yazıya sığdırılabilecek ufaklıkta değil. Yine de psikoterapide ölüm kavramına dair yüzeysel bir bilgilendirme yapmaya çalıştım.

  1. Saat akşam 9’u 10 geçiyordu uyandığımda…Gördüğüm ürpertici rüyadan mdıdır yoksa üzerine fazla yaslandığımdan mı bilinmez,kalktığımda sol kolumda bir ağrı vardı.Yüzümü bile yıkamadan bir siagara yaktım ve downloadların bitip bitmediğine bakmak için bilgisayarın başına geçtim…Sonrası her zaman ki gibiydi…Biten filmlere altyazı indirip,maillerimi kontrol ettim;ama bana ait olanları değil!bir başkasınınkini,merak ettiklerimi…

    Annemle kardeşim içerde dizi seyrediyorlardı,bir gün önce onlara söz verdiğim gibi The Shawshank Redemption filmini izlemek çin odama çağırdı.Filmi izlemeye başladılar.Bense bu arada mutfakta kahvaltı ettim:Karnabahar ve yoğurt.Sonra bir siagara almaya çıktım dışarı ve döndüğümde filmi ikinci kez de olsa yarısından itibaren izlemeye başladım.Andy ve Red kütüphanede konuşurken annem çoktan uyumuştu yatağımda.

    Film bitti annem ve kardeşimi odalarına yolladım ve bilgisayarın başına geçtim yine…”Eğer bir konuya odaklanmazsanız internet bilgi çöplüğünden başka bir şey değildir” birisi.Ama ben öyle olmadığını düşünüyorum ekşisözlükte saatlerce vakit geçirmem de bu yüzden olsa gerek…Second Life konusuna tıklayıp aşağıdaki adresi fark etmem de bu yüzden olsa gerek.

    “http://osman.borutecene.com/ikinci-yasam-yasiyor-omrum-second-life/”

    Bir göz attım şöyle ama hepsini okumadım…Baştan bir kaç cümle ve sonuncu paragraf…Tam kapatmak üzereyken gözüme birşey ilişti,dikkatimi çekti bir anda:http://hayatkisa.com/

    Bir göz atayım dedim yazılmış bütün yazıları okudum…Ölüm,Depresyon,Rüyalar,İş Hyatı vs…Hayır dedim kendi kendime benim için yazılmış olamaz bu bütün bunlar ama beni anlattığı kesin.

    Bazen bir şeye odaklandığınızda farkında olmadan bir çok şeyi kaçırabilirsiniz…Oysaki birşeye odaklanmadığınzda sadece “tek birşey” kaçırısınız.

    Bu gece sanki yeni bir gün mü ne?

Comments are closed.