HayatKısa.com

14 May 2007

Beklemek ve Ertelemek: İki Dipsiz Kuyu

Kategori: Genel, Psikoloji, Kişisel Gelişim — Osman S Börütecene @ 18:49

GIRGIR dergisini hatırlayanlarınız vardır diye tahmin ediyorum. Zamanında dünyada en çok satılan ikinci mizah dergisiydi. Orada çok sevdiğim, üzerinde yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen hala dün gibi aklımda olan bir karikatür var. İdam cezası almış bir mahkuma ipi boynundan geçirmeden evvel “son arzun nedir” diye soruyorlar. O da “tıp okumak istiyorum” diyor.

İnsan birşey yapmak istediğinde, birşey yapması gerektiğinde direnir, önce yapacak başka işler bulur. Bu konuda en çok anlatılan örnekler ders çalışmaya oturmadan evvel yapılanlardır sanırım.

Başlarken verdiğim örnek biraz tuhaf kaçtı biliyorum ama insan psikolojisinde de böyle muazzam bir tezat var. Hadi o adam ölüme gidiyor ve bunu ertelemek arzusu karikatürize edilmiş. Ama çevrenize bir bakın, hayatı ertelemek için master üzerine master, doktora üzerine doktora yapan çok sayıda kişiye rastlarsınız.

İnsanoğlu, sadece gündelik işlerini değil; yaşamayı, bir yetişkin olarak kendi kararlarını almayı, özgürlüğünü kullanmayı da erteler.

Irvin Yalom bir kitabında karar vermeden beklemenin karar verme acısını hafifletmeye çalışmak olduğunu anlatıyor. Harekete geçmeyip beklemek, karar vermekten kaçınmak sanki “yeteri kadar zaman geçerse kararlar kendiliğinden ortaya çıkacakmış” hissi nedeniyle ortaya çıkar diyor.

Bir diğer yandan “carpe diem”, yani günü yakala gibi deyimler, bugünün işini yarına bırakma gibi öğütler ile bir yere varılamıyor. Bu öğütlerle çevrelenen insan karar verme becerisini sorgulamak yerine kendini güçsüz ve hasta olarak görüyor. Bu bir anlamda toplumun bir suçu. Henüz çocuk yaştan itibaren neler yapabileceğini değil neler yapamayacağını öğrenen insan gelecekte de bu olmazlarla yaşamaya devam ediyor.

Bazen de insan eğer kendi kararlarını kendisi verir ve bağımsız davranırsa çevre için yıkıcı olacağını ya da başkalarının hakkını yiyeceğini düşünür. Geleceği gözümüzün önünde canlandırarak bunun da aslında boş bir düşünce olduğunu, beklemek ve ertelemek için zihnin uydurduğu yeni duraklar olduğunu farkedebiliriz.

Bu konudaki yanılgılardan biri de kişinin birşeyi istediği halde yap(a)madığını zannetmektir. İnsanın istediği şeylerin peşinden nasıl koşturduğunu gözlersek bunu da kolaylıkla çürütebiliriz. Mesela çok istediği halde yüzmeye gidemediğini iddia eden biri maça gitmek için yüzmekten çok daha yorucu bir yolu büyük bir hevesle katedebilir. Benzer biçimde insanlar isteyip de yapmadıkları birçok konuda seve seve yaptıkları şeylerle karşılaştırma yaparak aslında birer seçim yapmakta olduklarını farkedebilirler.

Önemli olan şu kısa hayatı olup bitenin biraz daha farkında olarak, acısıyla tatlısıyla kaçmadan yaşamaktır.

7 Yorum »

  1. Yine tek kelimeyle “enfes” bir yazı olmuş. Beynine/eline sağlık! Yazının başlığı bana Murathan Mungan‘ın çok bilinen bir eserinden bir bölümü çağrıştırdı. Malumun “çağrışımda serbesti cephesi” komutanlarından olduğumdan, bu aklıma gelmese şaşardım!

    “Kurşun sesi kadar hızlı geçer yaşamak; Öyle zordur ki, kurşunu havada, sevgiyi de yürekte tutmak! Bazen duygularımız bizden erken yaşlanır
    ve bizden hayatın geri kalanını alır. Hayatın, kendini anlayanları cezalandırmasıdır bu. Durup, durup ardına bakan kadınlar vardır.
    Geçmişi düşünmekten şimdiyi yaşayamazlar. Her şeyi didikleyip duran, mazisinin gölgesinden, anılarının yükünden bir türlü kurtulamayan, gözleri ufuk yorgunu kadınlar.

    Güçlü, köklü bir biçimde yeni arkadaş edinecek yaşları geride bıraktıysan eğer, hasar görmüş eski arkadaşlıkları onaracak çağı da geride bırakmış oluyorsun. Zaman ilerledikçe birçok sey, daha zor olmaya başlar.

    Beklentisi yüksek olan kadınların yalnızlığı daha koyu oluyor. Büyük
    lafların gölgesinde geçen hayatlar, bir daha iflah olmuyor,geçip gittiğiyle kalıyor. Zaman, aşk… her şey! Ayrılıkları ayrıntılar acıtır. Kadınları mahveden erkekler değil, ayrıntılardır. Erkekler,
    erkekliklerinin tadını alabildiğine çıkartırken, kadınlar bu konuda da umutsuzdurlar. Çünkü kadınlık bekler. Ummak ve beklemek kadınlığa verilmiş iki cezadır.

    Murathan MUNGAN

    Yorum tarafından Goddess Artemis — 15 May 2007 @ 02:28

  2. ilk verdiğin örnek süper! direk konunun içine alıyor ve en yalın biçimiyle ortaya koyuyor.
    birde karar verme zorluğundan sözetmişsin.neden zordur.sorumlukuk ister ki (bu başka nihai konu)bu bir şeye evet dediğinde başka bişeye hayır demektir.
    bu arada üslubuna ve anlaşılır anlatımına hayranım.akıl yürütüşünede..beynine sağlık:)

    Yorum tarafından nergis — 18 May 2007 @ 02:11

  3. bunlarıda eklemeden edemedim:):>

    Yorum tarafından nergis — 18 May 2007 @ 02:14

  4. suyun kenarında duran insanlardan bağzısı hemen suya atlar, kimisi yavaş yavaş girer,kimileride suyun kenarında bekler durur.

    Yorum tarafından nergis — 22 May 2007 @ 11:45

  5. […] orijinali: Beklemek ve Ertelemek: İki Dipsiz Kuyu […]

    Pingback tarafından Beklemek ve ertelemek: İki dipsiz kuyu Osman S Börütecene — 09 Oct 2007 @ 21:04

  6. Cok guzel, tesekkur ederim.

    Yorum tarafından Tarih Makaleleri — 25 Dec 2007 @ 12:02

  7. Eline ve aklina saghlik!

    Yorum tarafından Mesut — 21 Jul 2008 @ 22:15

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

WordPress'in desteğiyle.