Koçluk çalışmalarında anksiyeteyi elimine etmek
(Crosspost: http://osman.borutecene.com/kocluk-calismalarinda-anksiyeteyi-elimine-etmek/)
İçinde bulunduğumuz ve cayır cayır yanmakta olan finansal kriz, bizim her zamankinden daha soğukkanlı, her zamankinden daha duyarsız, her zamankinden daha kararlı olmamızı gerektiriyor. Bu şartlar altında, özellikle işadamlarıyla / işkadınlarıyla koçluk çalışması yaparken çalışmanın ilerleyen safhalarında bir anksiyete ortaya çıkıyor.
Bu anksiyete içinden geçtiğimiz finansal krizin neden olduğu bir anksiyete değil aslında. Ama bize bazı iç çatışmalarımızı ifade etmek için fazladan bir imkan sağlıyor gibi.
Daha önce de birkaç kere yazmıştım ama tekrar edeyim; koçluk çalışmaları toz pembe, çiçek böcek çalışmalar değildir. Maalesef gerek new age akımlarının etkisi, gerekse medyada yer alan koçlukla ve kişisel gelişimle ilgili haberler böyle bir kanı doğruyor. Sanki bir yaşam koçu sizi yumuşatacak, dünyanın renkli yönleriyle tanıştıracak, çalışmanız bittiğinde suya sabuna dokunmayan pamuk gibi bir insan olacaksınız.
Tüm bunlarda az da olsa bir doğruluk payı olmakla beraber gerçek bu değil. Koçluk çalışmaları sizi içinde bulunduğunuz gerçeği tanımlamaya iter, hatta buna mecbur bırakır ve bu gerçekler hayatın gerçekleridir, içinde acısı da vardır tatlısı da. Bizim işimiz, ortaya çıkardığımız bu gerçeklik durumunu kişinin nasıl arzu ettiği yönde değiştirebileceğini hesaplamak ve çözümlerin altını çizmektir.
Örneklemek gerekirse; kariyer ve iş hayatı üzerine çalışırken rakipleri uzaklaştırmak, onları mücadele alanının dışına çıkarmak, etkisiz hale getirmek gibi çözümleri de ele alırım. Medyada yıllardan beri toz pembe kişisel gelişim ve koçluk öyküleri dinlemiş olanlar bu aşamada şaşkınlık içinde kalıyor. Oysa şaşkınlık içinde kalınacak bir şey yok.
İş yaşamının gerçeklerini ne ben belirledim, ne de bana danışanlar belirledi. İş yaşamının gerçekleri binlerce yıldır insanoğlunun taşıdığı türlü çeşitli duygularla belirlendi ve salt ikibinli yıllardayız diye bu işler değişmiyor. İş hayatı aynı iş hayatı. Koçluk çalışması içerisinde bir süre sonra huzursuzluklardan arınmış, daha sakin, daha kararlı biri haline gelirsiniz evet, bu doğrudur. Ama bu sizin bundan sonra iş yaşamında kimsenin kafasını kesmeyeceğiniz anlamına gelmiyor.
Bazen anksiyete tam da bu noktada başlar. Kişinin içindeki güçler çatışması iyice ortaya çıkar. Kişi bir taraftan içgüdüsel olarak neyin doğru olduğunu bilir, bir diğer yandan da kişiliğimizin bir de toplumun etkilediği yumuşakça yönü var, ta ilkokuldan beri bize öğretilen “ayıya iyi bak, onu besle, o seni dövdüğünde de sesini çıkarma, ayıdır döver” yönü.
Koçluk çalışmaları doğal olarak yıllardan beri öğretilmiş bu “kendini zayıf hissetme” marifetini yıkmakta, kişiyi daha gerçekçi bir yere götürmektedir. Bu süreç içinde insanın kendini daha huzursuz hissetmesi çok normaldir, çok doğaldır. Çünkü gerçeklerin kabullenilmediği bir denge noktasından, gerçeklerin kabullenildiği bir denge noktasına doğru hareket başlamıştır.
Dolayısıyla koçluk çalışmalarından, hele de kariyer ve iş hayatı alanındaki koçluk çalışmalarından size kılıcınızı alın ikiye bölün ve toprağa gömün gibi bir tavsiye gelmesini lütfen beklemeyin. Çalışmalarımız tam tersine kılıcınızı çekmeniz ve sahaya hazır çıkmanız içindir. Doğduğunuz günden itibaren sırf siz o kılıcı çekmeyin diye binbir masal uydurulup anlatıldı. Bu da sizi hastalıklı bir hale getirdi. Daha da kabaca tabir edilirse pençeleri kesilip doğaya salınmış yavrular gibi ne yapacağınızı bilemez bir durumda oradan oraya koşturdunuz.
Oysa hayatın gerçekleriyle örtüşen bir koçluk çalışmasının sizi daha atak, daha agresif bir tutuma yöneltmesi hiç de şaşırtıcı bir şey değildir.
Önemli olan yaptıklarınızın iyi ya da kötü olması değil, doğru olmasıdır.