in Kişisel Gelişim

Kendinden Başka Herkesle İlgilenmek

Nevrotik kısır döngü içerisinde zaman zaman hepimizin başına gelebilecek bir yanılgıdır. Kendimizden başka herkesle ilgileniriz, sonra da bundan şikayetçi oluruz, kendimizden başka herkesi düşündüğümüzü anlatırız. Doğrudur. Kişi gerçekten kendine gereken önem ve değeri vermez, başkalarının hayatlarında yaşar, onların endişelerini paylaşır, sıkıntılarını gidermeye yardımcı olur. Ardından karşılık görmediğini düşünürse de sinirlenir.

Bazen kişi gerçekten yaptığı iyiliklerin karşılığını göremez. Bazen de herkesin kendisi gibi “kendinden başka herkesle ilgilenmesini” bekler. Ancak bir elin beş parmağı nasıl birbirinden farklıysa insanlar da birbirlerinden farklıdır. Bazıları büyümüş birer yetişkin olmuştur, bazıları da özendikleri anne, baba, öğretmen, abi, abla rolunu üstlenmiş, kendisini bunlarla bağdaştırmış, onların tiyatrosunu oynamaya bütün zamanını vakfetmiştir.

İlginçtir ki kendinden başka herkesle ilgilenen insanlar kendilerinden başka herkesden şikayetçi olurlar. Burada başkalarının da kendilerini düşünmemeleri, kendilerine saygı göstermemeleri gerektiğine dair derin bir inanç söz konusudur. Bu yüzden bu tip insanlar kendilerine değer veren insanlarla karşılaşınca şaşırırlar. Onları kibirli, kendini beğenmiş, alçakgönüllülükten uzak, bencil olarak nitelerler.

Burada daima bir tezat yaşanır. Kendilerinden başka herkesle ilgilenen ve kendilerine değer vermeyen bu insanlar başkalarının da kendileriyle ilgilenmemesinden neden şikayet ederler? Yaşanan ilişkilerin; ister arkadaşlık, dostluk olsun ister sevgililik olsun ister aile bağları olsun, seviyesini düşürmekle zaman harcayan insanlardan bahsediyoruz. Mantık şudur; ben değerli değilim, sokağa çıkarken üstüme başıma dikkat etmesem de olur, makyaj yapmasam da olur, traş olmasam da olur, kendime önem vermesem de olur. O zaman bütün bu insanlar kim ki kendilerine bunca değer veriyorlar? Onlar da kendilerine değer vermesinler. Kendilerini ne zannediyorlar.

Evet, olay budur. Kendilerine değer vermeyen insanlar kendilerinden başka herkese değer verirler ve bir diğer yandan da kimsenin kendine değer vermesini istemezler. Böylelikle nevrotik kısır döngünün getirdiği yalnızlık duygusu, kişinin başkalarının kendine verdiği değeri de aşağılara çekerek hafifletilmeye çalışılır.

Böyle şeylerin sonuç vermediği malum. Ancak burada bunları kimseyi suçlamak için yazmıyorum. Benim bütün derdim insanoğlu olarak kendimize verdiğimiz ruhsal zararar hakkında bir şuur yaratmak. En ufak bir soru işaret yaratıp bu konuda ilerleme kaydedilmesine katkıda bulunabilirsem ne mutlu bana. Zaten hayat çok kısa, ruhsal kısır döngülere fazla zaman ayırmaya değmez.

  1. yzdığınız bu yazıyı okuduğumda kendimi gördüm…yazdıklarınız açık anlaşılır ve akıcı olmasının yanında samimi bir dille yazıldığı gözlerden kaçmıyor…yazdıklarınıza katılıyorum fakat ne var ki insanlar ve ben bunun yanlış olduğunu yaşayarak öğreniyoruz..keşke insan olmanın olabilmenin bir okulu olsaydıda mezun olup yaşama karışabilseydik ama ne yazıkki mezun olduğumuz zaman hayata karışmak yerine toprağa karışıyoruz karışacağız…elbette bu anlatılanların bir dengesi olmalı yada dengenin gerekliliğine inanıyorm.kişi salt kendini de düşünmemeli sadece başkalarınıda..işte bu dende bir yarde gizli değil insan yaşayarak bu dengeyi oluşturabiliyor yada oluşturmaya çabalıyor…
    selamlar

Comments are closed.