<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/rss2enclosuresfull.xsl" type="text/xsl" media="screen"?><?xml-stylesheet href="http://feeds.feedburner.com/~d/styles/itemcontent.css" type="text/css" media="screen"?><rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" xmlns:itunes="http://www.itunes.com/dtds/podcast-1.0.dtd" version="2.0">

<channel>
	<title>HayatKısa.com</title>
	
	<link>http://hayatkisa.com</link>
	<description>"hayatın bütün anlamı şu anda aldığınız nefeste saklı"</description>
	<pubDate>Tue, 06 May 2008 15:32:43 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.6.2</generator>
	<language>en</language>
			<itunes:explicit>no</itunes:explicit><itunes:subtitle>"hayatın bütün anlamı şu anda aldığınız nefeste saklı"</itunes:subtitle><atom10:link xmlns:atom10="http://www.w3.org/2005/Atom" rel="self" href="http://feeds.feedburner.com/hayatkisa" type="application/rss+xml" /><item>
		<title>Kişisel Değişim grubu</title>
		<link>http://hayatkisa.com/kisisel-degisim-grubu/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/kisisel-degisim-grubu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 May 2008 15:32:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/kisisel-degisim-grubu/</guid>
		<description><![CDATA[Facebook&#8217;ta kişisel değişim konulu bir grup açtım, detayları ise kişisel blogumda yazdım.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://osman.borutecene.com/kisisel-degisim-grubu/">Facebook&#8217;ta kişisel değişim konulu bir grup açtım, detayları ise kişisel blogumda yazdım.</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/kisisel-degisim-grubu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hayatkisa.com’da ufak bir kaza</title>
		<link>http://hayatkisa.com/hayatkisacomda-ufak-bir-kaza/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/hayatkisacomda-ufak-bir-kaza/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Apr 2008 21:09:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/hayatkisacomda-ufak-bir-kaza/</guid>
		<description><![CDATA[Dün öğle saatlerinde hayatkisa.com bir teknik sorun yaşadı ve işin kötüsü nedeni belli değil hala. Wordpress&#8217;i yeniden kurarak siteyi ayaklandırdım. Fazla teknik detayla kimseyi boğmak istemem; siteyi görünür kılan dosyaların erişim izinleri kendiliğinden değişmiş.
Umarım bu süre içerisinde çok ulaşmak isteyip de ulaşamayanlar olmamıştır.
Bu teknik sorun forumu etkilemedi. Problem WordPress&#8217;ten de kaynaklanmış olabilir diyeceğim ancak neden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dün öğle saatlerinde hayatkisa.com bir teknik sorun yaşadı ve işin kötüsü nedeni belli değil hala. Wordpress&#8217;i yeniden kurarak siteyi ayaklandırdım. Fazla teknik detayla kimseyi boğmak istemem; siteyi görünür kılan dosyaların erişim izinleri kendiliğinden değişmiş.</p>
<p>Umarım bu süre içerisinde çok ulaşmak isteyip de ulaşamayanlar olmamıştır.</p>
<p>Bu teknik sorun forumu etkilemedi. Problem WordPress&#8217;ten de kaynaklanmış olabilir diyeceğim ancak neden bu host üzerindeki diğer sitelerim değil de bu? Her neyse, Hayatkisa.com kendi görsel tasarımını kaybetmiş oldu, ilerleyen günlerde fırsat bu fırsat yeni bir görünümle karışınızda olacak. Bunun dışında yazılarda, yorumlarda, başka verilerde, yani kısaca veritabanında herhangi bir kayıp yok.</p>
<p>Herkese sevgiler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/hayatkisacomda-ufak-bir-kaza/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>HayatKısa Forum</title>
		<link>http://hayatkisa.com/hayatkisa-forum/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/hayatkisa-forum/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 Mar 2008 15:37:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/hayatkisa-forum/</guid>
		<description><![CDATA[HayatKısa.com bir yılını dolduralı bir ay oldu. Uzunca bir zamandır buranın bir forumla desteklenmesi niyetindeydim. Son olarak kişisel blogumdaki borderline konulu yazı altında biriken yorumlar ve orada birbirleriyle tanışan arkadaşların da talebiyle forumu hayata geçirme zamanı geldi:
http://forum.hayatkisa.com
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>HayatKısa.com bir yılını dolduralı bir ay oldu. Uzunca bir zamandır buranın bir forumla desteklenmesi niyetindeydim. Son olarak kişisel blogumdaki <a href="http://osman.borutecene.com/sinir-borderline-kisilik-bozuklugu/">borderline</a> konulu yazı altında biriken yorumlar ve orada birbirleriyle tanışan arkadaşların da talebiyle forumu hayata geçirme zamanı geldi:</p>
<p><a href="http://forum.hayatkisa.com">http://forum.hayatkisa.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/hayatkisa-forum/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ara Uzadı</title>
		<link>http://hayatkisa.com/ara-uzadi/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/ara-uzadi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Jul 2007 01:46:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>

		<category><![CDATA[İş Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/ara-uzadi/</guid>
		<description><![CDATA[Ara vermeye karar vermiştim ancak tahminimden biraz daha uzun sürüyor. Bu arada kişisel blogum olan Osman S Börütecene&#8217;de normalde buraya yazacağım iki yazı yazdım: Buda ve Sartre&#8217;ın Ortak Yönü ve Yaz Mevsiminde Aşk Tavsiyeleri başlıklı bu iki yazıyı okumanızı rica ederim.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ara vermeye karar vermiştim ancak tahminimden biraz daha uzun sürüyor. Bu arada kişisel blogum olan Osman S Börütecene&#8217;de normalde buraya yazacağım iki yazı yazdım: <a href="http://osman.borutecene.com/buda-ve-sartrein-ortak-yonu/">Buda ve Sartre&#8217;ın Ortak Yönü</a> ve <a href="http://osman.borutecene.com/yaz-mevsiminde-ask-tavsiyeleri/">Yaz Mevsiminde Aşk Tavsiyeleri</a> başlıklı bu iki yazıyı okumanızı rica ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/ara-uzadi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kısa Bir Ara</title>
		<link>http://hayatkisa.com/kisa-bir-ara/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/kisa-bir-ara/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jun 2007 13:29:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[İş Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/kisa-bir-ara/</guid>
		<description><![CDATA[Bilirsiniz, değişmeyen tek şey değişimdir. HayatKısa.com&#8217;a yazdığım türdeki yazılara bir süre için kişisel blogumda devam etmeye karar verdim.
Elbette böyle bunu durupdururken yapmıyorum. Günümüzde medyanın en genç, en yeni ve en hızlı gelişen üyesi bloglar. Ben de 2005 yılında başladığım blog yazma hobisini artan bir şiddette sürdürüyorum.
Şimdilerde Türkiye&#8217;de de bloglar konusunda hatırı sayılır bir rekabet baş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilirsiniz, değişmeyen tek şey değişimdir. HayatKısa.com&#8217;a yazdığım türdeki yazılara bir süre için <a href="http://osman.borutecene.com">kişisel blogumda</a> devam etmeye karar verdim.</p>
<p>Elbette böyle bunu durupdururken yapmıyorum. Günümüzde medyanın en genç, en yeni ve en hızlı gelişen üyesi bloglar. Ben de 2005 yılında başladığım blog yazma hobisini artan bir şiddette sürdürüyorum.</p>
<p>Şimdilerde Türkiye&#8217;de de bloglar konusunda hatırı sayılır bir rekabet baş gösterdi. Bu rekabet içerisinde tek bir kişi olarak enerjimi iki ayrı Türkçe bloga vermemin çok anlamlı olmadığını görüyorum. Bunun nedeni yazacağım yazılar değil, o açıdan bir sorun yok. Bahsettiğim nedenler daha ziyade teknik nedenler. Blog yazarlığı sadece yazmaktan ibaret birşey değil. Yorumları takip etmek, blogun teknik bakımıyla ilgilenmek, daha fazla sayıda ziyaretçiye ulaşmak için sosyal amaçlı web sitelerini ziyaret etmek ve burada başınızı ağrıtmamak için daha fazla saymak istemediğim bir sürü mesele var.</p>
<p>Farkına varanlar olduysa son günlerde bu blogu güncelleyemedim. Sebebi ise tam da yukarıda anlattıklarım.</p>
<p>Bu yazdıklarım bu blogu kapattığım anlamına gelmesin. Sadece buraya yazdığım türde yazıları bir süre kişisel blogumda yazacağım. Burası o süre içerisinde olduğu gibi kalacak. Yani yazılar silinmeyecek, yorumlar silinmeyecek, erişim aksamayacak. Buradaki yazıları yeni okuyanlar yorum yazmayı, soru sormayı sürdürebilecekler. Yani burası ölmüyor (hayat kısa? :)). Bu konunun yanlış anlaşılmasını istemem.</p>
<p>Gelecek açısından da (Tanrı&#8217;yı güldürmek istersen ona planlarından bahset) en kötü ihtimalle bu blogun güncelleme sıklığı azalabilir. Her gün yazmak yerine haftada bir yazmak gibi. Gerçi bundan da taraf değilim çünkü 1999 yılından beri web isteleri yapıyor ve akibetlerini takip ediyorum. Şu anda 2007 yılında <a href="http://osman.borutecene.com/surekli-guncelleme-ile-hayatta-kalmak/">sürekli güncellemenin en önemli olduğu zamanı yaşıyoruz</a>. Sürekli güncellenmeyen web sitelerinin arama motorlarında hakettikleri sırayı elde etmeleri çok çok zor bir hal almış durumda.</p>
<p>Burayı severek okuyan herkesi <a href="http://osman.borutecene.com">kişisel bloguma</a> da bekliyorum. Ziyaretleriniz ve yorumlarınız için şimdiden teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/kisa-bir-ara/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir İletişim Biçimi Olarak Kıskançlık</title>
		<link>http://hayatkisa.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 May 2007 08:05:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/</guid>
		<description><![CDATA[Bazı insanlar iletişim kurmakta güçlük çekerler. İletişimsiz yaşanamayacağı için de kurulamayan iletişimin yerine birşeyler koymak gerekir. İşte bu bazen kıskançlık olur. Bazı insanlar kıskançlık üzerinden iletişirler.
Kıskançlığın özünde kıskanan kişinin karşı tarafın zihnindeki değerini görme çabası vardır. Üzerinde ikiden fazla canlının yaşadığı bir gezegende bulunduğumuzu unutarak kıskanan kişi, kendi varlığını kıskandığı insanın varlığında yaşar.
Konunun biraz derinine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazı insanlar iletişim kurmakta güçlük çekerler. İletişimsiz yaşanamayacağı için de kurulamayan iletişimin yerine birşeyler koymak gerekir. İşte bu bazen kıskançlık olur. Bazı insanlar kıskançlık üzerinden iletişirler.</p>
<p>Kıskançlığın özünde kıskanan kişinin karşı tarafın zihnindeki değerini görme çabası vardır. Üzerinde ikiden fazla canlının yaşadığı bir gezegende bulunduğumuzu unutarak kıskanan kişi, kendi varlığını kıskandığı insanın varlığında yaşar.</p>
<p>Konunun biraz derinine inerseniz şaşkınlıkla görürsünüz ki kıskançlığa konu olan nesne ya da canlı genelde önemli değildir. Önemli olan kıskançlık sürecinin nasıl yaşandığı, kişilere ne gibi gizli faydalar sağladığı, sürekli şikayetçi görünen kıskanılan kişinin bu durumu sürdürmekten sağladığı manevi menfaatlerdir. Bunlar herkesi şaşırtmaya yetebilir.</p>
<p>Sürekli kıskançlık yapan kişinin davranışlarında bir mantık silsilesi aramak yerine gerçekte bununla size ne anlatmaya çalıştığına yönelirseniz daha sağlıklı bir yaklaşımda bulunmuş olursunuz. Tam tersi, siz ısrarla kıskançlık yapan biriyseniz, bununla karşınızdakine ne anlatmaya çalıştığınızı oturup düşünmelisiniz. Bilinçdışınız birşeylere isyan ediyor ve bu kıskançlık olarak günyüzüne çıkıyor.</p>
<p>Bunun bir kanıtı da kıskanılan nesne ya da canlının ortadan kalkmasına rağmen aynı frekanstaki rahatsızlığın devam ettiğinin açıkça görülmesidir.</p>
<p>Sözün özü, olayların içinden göründüğü haliyle problemleri çözmeye çalışmak bizi daha da derinlere itecektir. Kelimelere sözlükten bakmayı bir yana bırakıp onların tek tek herkes için ne anlama geldiğini araştırmak bizi daima daha sağlıklı yarınlara götürür ve şu kısa hayatı daha dolu yaşamamızı sağlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/bir-iletisim-bicimi-olarak-kiskanclik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Sürekli Bir Dakika Sonrasını Beklemek</title>
		<link>http://hayatkisa.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 May 2007 09:22:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/</guid>
		<description><![CDATA[Bu başlık geliştirilebilir, varyasyonları üretilebilir. Mesela sürekli geleceği beklemek, sürekli bir hafta sonrasını beklemek, sürekli bir gün sonrasını beklemek.
Bir çay içerken tadını almak yerine çayın bitmesini ve bir sonraki çaya geçmeyi beklemek. Yemek yerken bitirmeyi beklemek, öpüşürken sevişmeyi beklemek, kitap okurken sonunu beklemek.
Her geçen gün daha da sonuç odaklı bir hal alıyoruz. Sonuç odaklı olmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu başlık geliştirilebilir, varyasyonları üretilebilir. Mesela sürekli geleceği beklemek, sürekli bir hafta sonrasını beklemek, sürekli bir gün sonrasını beklemek.</p>
<p>Bir çay içerken tadını almak yerine çayın bitmesini ve bir sonraki çaya geçmeyi beklemek. Yemek yerken bitirmeyi beklemek, öpüşürken sevişmeyi beklemek, kitap okurken sonunu beklemek.</p>
<p>Her geçen gün daha da sonuç odaklı bir hal alıyoruz. Sonuç odaklı olmak o kadar kötü birşey değil ancak süreçleri bir kenara atmak yaşama zevkini de bir kenara atmak demek.</p>
<p>Aslında bu düpedüz bitse de gitsek, bir an evvel ölsek de kurtulsak şu yaşamdan demek gibi bir şey. İnsanı çileden çıkaran noktası da tam olarak burası zaten.</p>
<p>İnsan başı ağrıdığında bunun bir an evvel bitmesini ister bu çok doğal, sağlıksız bir yönü de yok. Ancak her bekleyiş sağlıklı olmayı beklemek gibi değil.</p>
<p>İnsan sürekli içinde bulunduğu dönemin sonlanmasını bekleyerek aslında hiçbir zaman yaşamamaya çabalıyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/surekli-bir-dakika-sonrasini-beklemek/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Şüpheleri Gerçek Kılmak İçin Harcanan Çabalar</title>
		<link>http://hayatkisa.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 May 2007 18:21:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/</guid>
		<description><![CDATA[Kişinin kendisini sabote etmesi, kendi yıkımını hazırlaması açısından hatırı sayılır çabalardır.
Örneğin bir dersten asla geçemeyeceğini düşünen birinin o dersten geçmek için bir çaba göstermemesi bu alanda sık rastlanan örneklerden biridir.
Toplum içinde dışlandığından şüphelenen birinin herkese ters ve soğuk davranarak bunu garanti altına alması da örnek olarak gösterilebilir.
Sevgilinizin sizi sevmediğini düşünüp onun karşısında itici olabilmek için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kişinin kendisini sabote etmesi, kendi yıkımını hazırlaması açısından hatırı sayılır çabalardır.</p>
<p>Örneğin bir dersten asla geçemeyeceğini düşünen birinin o dersten geçmek için bir çaba göstermemesi bu alanda sık rastlanan örneklerden biridir.</p>
<p>Toplum içinde dışlandığından şüphelenen birinin herkese ters ve soğuk davranarak bunu garanti altına alması da örnek olarak gösterilebilir.</p>
<p>Sevgilinizin sizi sevmediğini düşünüp onun karşısında itici olabilmek için elinizden geleni yapıyorsanız bilin ki sebebi şüphelerinizi gerçek kılmak için elinizden geleni yapıyor oluşunuzdur.</p>
<p>Kişinin kendi kendini yıkmak isteyişinin tarihi kısa değil. Uzun bir zaman hem kişiler hem de toplumlar kendilerini yıkıcı faaliyetlerde bulunmuşlardır. Tam bir fenomen.</p>
<p>Elbette ben yine pratik davranarak zaten kısa olan hayatımızı çekilmez bir konser, sıkıcı bir parti haline getirmemek için zaman kazandıracak, bir an evvel şuur açacak cümleleri kurmaya çalışmak derdindeyim. Bu nedenle sepebler üzerinde durmak istemiyorum. Böyle davranışların birçok sebebi olabilir. Bu merakı gidermek ve bunlardan kurtulmak için en doğru yol psikologlara danışmak olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/supheleri-gercek-kilmak-icin-harcanan-cabalar/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Ezbere Yaşamak</title>
		<link>http://hayatkisa.com/ezbere-yasamak/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/ezbere-yasamak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 May 2007 17:51:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/ezbere-yasamak/</guid>
		<description><![CDATA[Hayatta bizleri depresyona, huzursuzluğa, seçeneklerimiz yokmuş gibi davranmaya yönelten ve iyiden iyiye bunaltan şeylerden biri de hayatı ezbere yaşamaktır.
Ezbere yaşadığımız birçok alan var ve bunların hepsinden bir kerede bahsetmek imkansız. Bunlardan aklıma ilk gelen ikili ilişkilerdeki ezber lenmiş davranışlar.
Erkeğin kadını araması, ilk hamleyi erkeğin yapması, erkeğin kadını evinden alıp biryerlere götürmesi, erkeğin toplum karşısında bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayatta bizleri depresyona, huzursuzluğa, seçeneklerimiz yokmuş gibi davranmaya yönelten ve iyiden iyiye bunaltan şeylerden biri de hayatı ezbere yaşamaktır.</p>
<p>Ezbere yaşadığımız birçok alan var ve bunların hepsinden bir kerede bahsetmek imkansız. Bunlardan aklıma ilk gelen ikili ilişkilerdeki ezber lenmiş davranışlar.</p>
<p>Erkeğin kadını araması, ilk hamleyi erkeğin yapması, erkeğin kadını evinden alıp biryerlere götürmesi, erkeğin toplum karşısında bir dizi davranışla kadının acizliğini teyid etmesi gibi eylemler ezberlenmişler arasında sayılabilir.</p>
<p>Her mevsim yeni üst baş almak üzere alışverişe çıkma mecburiyeti, tatilleri mutlaka deniz kıyılarında yapma mecburiyeti, oturulan evin banyosunu mutlaka yenibaştan yaptırma mecburiyeti aklıma gelen diğer ezbere davranışlar.</p>
<p>Ezbere yaşamanın bir başka örneğini kişilere boş zamanlarını nasıl geçirdikleri sorulduğunda verilen cevaplardan anlayabiliriz. Genelde çoğunluk &#8220;kitap okurum, müzik dinlerim&#8221; der. Bunun çoğunlukla doğru olmadığını biliriz ama mesele o değil. Mesele bunların ezberden dökülen kelimeler olması. Yani bir insan boş zamanlarında kitap okur, müzik dinler; kişi bunu ezberlemiştir ve sorulduğunda bunu söylemektedir.</p>
<p>Ezber yaşamlar, ezber algılama biçimleri medya tarafından da desteklenir ve pekiştirilir. Örneğin medya satanistlere, clubberlara, annelere, solculara, manik depresiflere, vb. ye dair haber yaptığında öyle bir anlatım tarzı kullanır ki zannedersin anlatılan türde insanların ait oldukları tek grup bu, bir kere bu sıfatlardan birine ait biri hayatında başka bir şey bulunduramaz ve yaşayamaz.</p>
<p>Ezbere yaşamak aynı zamanda kişinin kendisi dışındaki kişi ve kurumlara sorumluluk yüklemesini kolaylaştırır. Mesela her eczacının farmakolojiyi acayip iyi bildiğini düşünmek, muhasebecinizin asla hata yapmayacağı ön kabuluyle yaşamak, bir hemşirenin önündeki ilaç kutularını karıştırmayacağını düşünmek, havada giden bir uçağı kullanan pilotun hiç hata yapmayacağını varsaymak bu tür ezbere yaşam ve kabullenme biçimleri olarak üzerimize düşen sorumluluğu hafifletir, başkalarına teslimiyetimizi kolaylaştırır.</p>
<p>Elbette bazı davranışları, gelişmeleri ön kabul olarak bekliyor olmamız hunharca eleştirilmemeli ama yine de ezbere yaşanan bir hayatın getirdiği sıkıntılar söz konusu olduğunda hayatın farklı yönleri ve değişik gerçeklerinin varlığı da mutlaka hatırlanmalıdır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/ezbere-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tipik Bir Psikoterapi Seansı Nasıl Geçer?</title>
		<link>http://hayatkisa.com/tipik-bir-psikoterapi-seansi-nasil-gecer/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/tipik-bir-psikoterapi-seansi-nasil-gecer/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 May 2007 01:40:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/tipik-bir-psikoterapi-seansi-nasil-gecer/</guid>
		<description><![CDATA[Bir psikoterapi seansı için tipik sıfatını kullanmak biraz yanlış çünkü herkes birbirine hem benzer hem de apayrıdır o yüzden bir kişinin psikoterapi seansı her zaman bir diğerininki gibi olmaz. Hatta çoğu kez farklıdır. Ama yine de herhangi bir terapi seansından bahsetmek, kısaca özetlemek, konuyu merak edenler açısından merak giderici olabilir. Kişinin aklından geçen soru ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir psikoterapi seansı için tipik sıfatını kullanmak biraz yanlış çünkü herkes birbirine hem benzer hem de apayrıdır o yüzden bir kişinin psikoterapi seansı her zaman bir diğerininki gibi olmaz. Hatta çoğu kez farklıdır. Ama yine de herhangi bir terapi seansından bahsetmek, kısaca özetlemek, konuyu merak edenler açısından merak giderici olabilir. Kişinin aklından geçen soru ise aşağı yukarı başlıkta yazdığım gibi olacaktır.</p>
<p>Eğer sıklıkla uygulandığı gibi haftada bir görüşme yapılan bir psikoterapi süreci uygulanıyorsa bazen seans yaşanan bir haftanın irdelenmesi üzerine gerçekleşebilir. Bazen de danışan kişi bir rüyasını ya da özel bir hatırasını ya da özellikle dikkatini çeken ve üzerinde durmak istediği bir olayı masaya yatırabilir.</p>
<p>Burada danışan kişinin terapinin hangi evresinde olduğu da büyük önem taşır. İlk aylar genelde insan zihninin, bilinçaltının garipliklerine, savunma mekanizmalarının yarattığı tuhaf sonuçlara ve kişinin kendisini inkar etmesi sürecine alışmakla geçer.</p>
<p>Sonraki aylarda ise kendi davranışlarını, akıl yürütüş biçimlerini, bilinçaltından gelen mesajları, bunların davranışlarına yansıyış biçimlerine iyi kötü tanımaya başlayan danışan kendi psikoterapisinin ve dolayısıyla kendi yaşamının kontrolunu biraz daha ele almış olur.</p>
<p><a href="http://hayatkisa.com/yakin-arkadaslariniz-terapistinizin-yerini-tutar-mi/" rel="bookmark">Yakın Arkadaşlarınız Terapistinizin Yerini Tutar Mı?</a> başlıklı yazımda da değindiğim gibi psikoterapist danışan kişinin kendi kendisini içine soktuğu çıkmazları görebilmesi için oradadır. Bu nedenle de aslında her psikoterapi seansı danışan kişinin bilincini artırmak ve kendi hayatına daha objektif gözlerle bakarak kendi hayatının sorumluluğunu üstlenebilmesini sağlamakla geçer. Ta ki kişi hayatını kendi tercihlerine göre yaşadığını, özgür olduğunu anlayana ve çevresinde değiştirebileceği etkenlerin sınırlı olduğunu anlayana dek.</p>
<p>Psikanaliz içeren bir psikoterapi seansı yapılıyorsa konu daha çok kişinin geçmiş yaşantısından bahsetmesi üzerinde yoğunlaşır. Burada, sanılanın aksine amaç kişinin geçmiş yaşamı içindeki açmazları, çıkmazları keşfetmek ve çözmekten ziyade kişinin kendi geçmişine nasıl baktığını anlamak, geçmişte gerçekleşip gerçekleşmediği bulanık olan birçok detayın kişinin hafızasında nasıl yer ettiğini anlamak ve kişinin geçmişi serbest bırakmasını sağlamaktır.</p>
<p>Geçmişi serbest bırakmak derken söylemek istediğim şey şu: Danışan kişi genelde çevresindeki insanları değiştirmeye çalışır. Psikoterapistten içinde bulunduğu koşulları değiştirmesini bekler. Zamanla danışan kişi psikoterapistten geçmişi değiştirmesini istediğini de farkedebilir. Bir başka açıdan bakarsak, kişi, &#8220;geçmişim değişmedikçe ben de değişmeyeceğim&#8221; düşüncesiyle kendi kişisel gelişmini kendi kendine engellediğini farketmelidir.</p>
<p>Uzun lafın kısası, psikoterapi seansı kişinin tarafsız bir göz ve kulak eşliğinde kendini tanıması ve arzuladığı değişimleri gerçekleştirmesi, bazen de ihtiyacı olmadığı halde ihtiyaç duyduğunu sandığı şeylerin gereksizliğini idrak etmesi üzerine kullanılan bir zaman dilimidir.</p>
<p>Tabii ki tek bir yazıya sığdırılarak anlatılabilecek birşey değildir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/tipik-bir-psikoterapi-seansi-nasil-gecer/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Güzel Bir Haftaya Başlamak</title>
		<link>http://hayatkisa.com/guzel-bir-haftaya-baslamak/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/guzel-bir-haftaya-baslamak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 May 2007 01:06:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>

		<category><![CDATA[İş Hayatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/guzel-bir-haftaya-baslamak/</guid>
		<description><![CDATA[Büyük ölçüde elinizde olan birşeydir.
Bütün yapmanız gereken zihninizden tarifleri ve tanımları mümkün olabildiğince silmek. Şöyle ki; ödememiz gereken faturalar, bitirmemiz gereken işler ve daha birçok sorumluluğumuz, bunları gerçekleştirmediğimiz takdirde olacaklarla zihnimizi kurcalar, sinirlerimizi bozar.
Bir an için gözlerinizi kapatın ve bu hafta yapmanız gereken hiçbir şeyi yapmadığınızı ya da yapamadığınızı hayal edin. Neler olabilir? Ödemediğiniz faturalar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Büyük ölçüde elinizde olan birşeydir.</p>
<p>Bütün yapmanız gereken zihninizden tarifleri ve tanımları mümkün olabildiğince silmek. Şöyle ki; ödememiz gereken faturalar, bitirmemiz gereken işler ve daha birçok sorumluluğumuz, bunları gerçekleştirmediğimiz takdirde olacaklarla zihnimizi kurcalar, sinirlerimizi bozar.</p>
<p>Bir an için gözlerinizi kapatın ve bu hafta yapmanız gereken hiçbir şeyi yapmadığınızı ya da yapamadığınızı hayal edin. Neler olabilir? Ödemediğiniz faturalar nedeniyle mahkemeye verilebilirsiniz (acaba?), bitirmediğiniz işler nedeniyle ciddi biçimde azarlanabilirsiniz (bundan tam olarak emin misiniz? bu hafta işinizi kaybetmeniz olası mı?), aramadığınız arkadaşlarınız sizi sonsuza kadar terkedebilirler (mantıklı olun!), vs., vs.</p>
<p>Şimdi de yeni bir olasılığa doğru bir yolculuk yapalım. Yukarıda yazdıklarımı zaten daha geçen haftadan yapmamış olduğunuzu, hatta belki bir aydır yapmıyor olduğunuzu düşünelim. Ne olur? Bu hafta başınıza gelebilecek en kötü şey nedir? Mahkemeye verilirseniz ne olur? İşten atılırsanız ne olur? Kiranızı ödeyemezseniz ve ev sahibiniz evi boşaltmanızı isterse ne olur?</p>
<p>Ben bir ipucu vereyim. <em>Kötü</em> olarak etiketlendirdiğimiz şeyler olur. Bunların sonucunda birşeyler olur ve biz onları iyi ya da kötü olarak ikiye ayırırız.</p>
<p>Bu biraz çocuk eğitiminde askerle, polisle, hocayla hatta arapla korkutulmaya benziyor. Bir ibadet yerinin kutsallığını sağlayan nedir? Büyük ölçüde zihninizdeki imajdır. Çevredekilerin konuşmalarına karşı hassas olan birinin karşısına çıkıp ana avrat dümdüz küfür edildiğinde o kişinin başından aşağıya kaynar sular dökülmesine neden olan şey nedir?</p>
<p>Ölüm, hastalık, <em>kötü</em> olaylar karşısındaki korkularımızın sebebi bu olayların kendisi midir? Yoksa onlara atadığımız anlamlar mıdır?</p>
<p>Şimdi başka bir hayal kuralım:</p>
<p>Gözlerinizi kapatın ve iki hafta sonrasına gidin. Bugün başlayan hafta içerisinde yapabileceğiniz birçok şeyi yapmadığınız için sıkıntı içinde olduğunuzu hayal edin. İçinize kapandığınızı, bir an evvel uykuya dalmak istediğinizi ve içinizden şu sözleri geçirdiğinizi düşünün: &#8220;Keşke şimdi iki hafta öncesinde olsaydım!&#8221;</p>
<p>Size iyi bir haberim var; şu anda tam iki hafta öncesindesiniz. Yaşamınızı <em>iyiye</em> doğru şekillendirmek bugün yapacaklarınıza bağlı.</p>
<p>Hali hazırda geleceğe göre geçmiş bir tarihte bulunmanın tadını çıkarın ve avantajını kullanın. İki hafta sonra keşke almasaydım diyebileceğiniz ayakkabıları bugün almama şansınız var. Ya da iki hafta sonra keşke yemek teklifini o gün kabul etseydim diyeceğiniz kişinin teklifini bu hafta kabul etme şansınız var. Zamanda geriye dönmek ister ya insan, işte dönülebilecek en uygun, en gerçekçi zamandayız şu anda.</p>
<p>Zaman zaten izafidir. Zamanı biçimlendirmek, &#8220;inansanız da inanmasanız da&#8221; değil, &#8220;isteseniz de istemeseniz de&#8221; sizin elinizde.</p>
<p>Bu anlattıklarımı uygulamak için ilk adımı atmak istiyorsanız size bir ipucu vereyim: Siz bu dünyada yaşayan en önemli insansınız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/guzel-bir-haftaya-baslamak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Beklemek ve Ertelemek: İki Dipsiz Kuyu</title>
		<link>http://hayatkisa.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 May 2007 15:49:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/</guid>
		<description><![CDATA[GIRGIR dergisini hatırlayanlarınız vardır diye tahmin ediyorum. Zamanında dünyada en çok satılan ikinci mizah dergisiydi. Orada çok sevdiğim, üzerinde yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen hala dün gibi aklımda olan bir karikatür var. İdam cezası almış bir mahkuma ipi boynundan geçirmeden evvel &#8220;son arzun nedir&#8221; diye soruyorlar. O da &#8220;tıp okumak istiyorum&#8221; diyor.
İnsan birşey yapmak istediğinde, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C4%B1rg%C4%B1r_%28dergi%29">GIRGIR</a> dergisini hatırlayanlarınız vardır diye tahmin ediyorum. Zamanında dünyada en çok satılan ikinci mizah dergisiydi. Orada çok sevdiğim, üzerinde yirmi yıl geçmiş olmasına rağmen hala dün gibi aklımda olan bir karikatür var. İdam cezası almış bir mahkuma ipi boynundan geçirmeden evvel &#8220;son arzun nedir&#8221; diye soruyorlar. O da &#8220;tıp okumak istiyorum&#8221; diyor.</p>
<p>İnsan birşey yapmak istediğinde, birşey yapması gerektiğinde direnir, önce yapacak başka işler bulur. Bu konuda en çok anlatılan örnekler ders çalışmaya oturmadan evvel yapılanlardır sanırım.</p>
<p>Başlarken verdiğim örnek biraz tuhaf kaçtı biliyorum ama insan psikolojisinde de böyle muazzam bir tezat var. Hadi o adam ölüme gidiyor ve bunu ertelemek arzusu karikatürize edilmiş. Ama çevrenize bir bakın, hayatı ertelemek için master üzerine master, doktora üzerine doktora yapan çok sayıda kişiye rastlarsınız.</p>
<p>İnsanoğlu, sadece gündelik işlerini değil; yaşamayı, bir yetişkin olarak kendi kararlarını almayı, özgürlüğünü kullanmayı da erteler.</p>
<p>Irvin Yalom bir kitabında karar vermeden beklemenin karar verme acısını hafifletmeye çalışmak olduğunu anlatıyor. Harekete geçmeyip beklemek, karar vermekten kaçınmak sanki &#8220;yeteri kadar zaman geçerse kararlar kendiliğinden ortaya çıkacakmış&#8221; hissi nedeniyle ortaya çıkar diyor.</p>
<p>Bir diğer yandan &#8220;carpe diem&#8221;, yani günü yakala gibi deyimler, bugünün işini yarına bırakma gibi öğütler ile bir yere varılamıyor. Bu öğütlerle çevrelenen insan karar verme becerisini sorgulamak yerine kendini güçsüz ve hasta olarak görüyor. Bu bir anlamda toplumun bir suçu. Henüz çocuk yaştan itibaren neler yapabileceğini değil neler yapamayacağını öğrenen insan gelecekte de bu olmazlarla yaşamaya devam ediyor.</p>
<p>Bazen de insan eğer kendi kararlarını kendisi verir ve bağımsız davranırsa çevre için yıkıcı olacağını ya da başkalarının hakkını yiyeceğini düşünür. Geleceği gözümüzün önünde canlandırarak bunun da aslında boş bir düşünce olduğunu, beklemek ve ertelemek için zihnin uydurduğu yeni duraklar olduğunu farkedebiliriz.</p>
<p>Bu konudaki yanılgılardan biri de kişinin birşeyi istediği halde yap(a)madığını zannetmektir. İnsanın istediği şeylerin peşinden nasıl koşturduğunu gözlersek bunu da kolaylıkla çürütebiliriz. Mesela çok istediği halde yüzmeye gidemediğini iddia eden biri maça gitmek için yüzmekten çok daha yorucu bir yolu büyük bir hevesle katedebilir. Benzer biçimde insanlar isteyip de yapmadıkları birçok konuda seve seve yaptıkları şeylerle karşılaştırma yaparak aslında birer seçim yapmakta olduklarını farkedebilirler.</p>
<p>Önemli olan şu kısa hayatı olup bitenin biraz daha farkında olarak, acısıyla tatlısıyla kaçmadan yaşamaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/beklemek-ve-ertelemek-iki-dipsiz-kuyu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Rüyalar Ne İşimize Yarar, Nasıl Yorumlanır</title>
		<link>http://hayatkisa.com/ruyalar-ne-isimize-yarar-nasil-yorumlanir/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/ruyalar-ne-isimize-yarar-nasil-yorumlanir/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2007 15:11:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/ruyalar-ne-isimize-yarar-nasil-yorumlanir/</guid>
		<description><![CDATA[Sanırım dünyada en çok satan kitaplar arasına rüya tabirleri üzerine yazılmış olanlar da girmiştir. Ayrıca birçok teyze, nine, amca rüya tabirinden anlar. Ama benim burada değerlendirmek istediğim konu o anlamdaki rüya tabiri değil. O daha ziyade şekillere belli, sınırlı ve katı anlamlar verilerek bakılan kahve falını andırıyor. Ben rüyaların sembolik diline psikolojik açıdan yaklaşmayı tercih [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sanırım dünyada en çok satan kitaplar arasına rüya tabirleri üzerine yazılmış olanlar da girmiştir. Ayrıca birçok teyze, nine, amca rüya tabirinden anlar. Ama benim burada değerlendirmek istediğim konu o anlamdaki rüya tabiri değil. O daha ziyade şekillere belli, sınırlı ve katı anlamlar verilerek bakılan kahve falını andırıyor. Ben rüyaların sembolik diline psikolojik açıdan yaklaşmayı tercih ederim.</p>
<p>Tabii bu arada rüyalarında geleceği ya da o sırada gerçekleşmekte olan bir olayı görenler var. Bu konuya burada değinmeyeceğim. Bunların kayda değer iddialar olduğunu düşünüyorum. Parapsikoloji alanına giren bu konuda her geçen yıl gelişen çalışmalar yapılıyor. Konuya psikolojik açıdan yaklaşmam, parapsikolojiyi reddettiğim anlamına gelmesin diye bunu da not düşeyim dedim.</p>
<p>Rüyalarımız, bilinçaltımızın dili ile konuşur. Bu dil, çoğu kez, bilmediğimiz yabancı bir dilden daha yabancıdır. Bir kişinin rüyalarına dair anlamlı bir yorum yapabilmek için o kişiyi biraz tanımak gerekir çünkü rüyalarda görülen nesne, olay ve kavramların anlamları kişiden kişiye değişir. Psikolojide cinselliği ve cinsel rahatsızlıklar ile ruhsal hastalıkların nasıl birbirleri ile etkileşim içinde olduğunu araştıran, cinselliğe bol vurgu yapmasıyla tanınan Freud bile &#8220;bazen rüyada görülen bir yılan sadece bir yılandır&#8221; demiştir. Yani biri bize rüyasını anlattığında onun rüya dili ile bizim rüya dilimizi özdeş tutarak açıklama yapamayız.</p>
<p>Rüyaların sembolik dili, bilinçaltımızda bazı nesnelerin, bazı olayların kendi kişisel geçmişimiz doğrultusunda belli anılarımız, duygularımız ve düşüncelerimizle kurulan bağdan oluşur. Böyle bir konuda en iyi anlatım yolu örnekler üzerinden olabilir.</p>
<p>Rüyanızda Özgür adında birini görmeniz, özgürlük kavramına bir gönderme olabilir. Rüyanızda Özgür adında birinin kaybolduğunu görmeniz; bilinçaltınızda özgürlük hislerinizi kaybettiğinizi düşünmenizle alakalı olabilir.</p>
<p>Rüyanızda at görmeniz, geleneksel tabirlere göre murat anlamına gelmeyebilir. O at, bilinçaltınızda at yarışları oynamayı çok seven ya da Veliefendi Hipodromu yakınlarında oturan bir tanıdığınızı sembolize ediyor olabilir.</p>
<p>Rüyaların yorumlanması ile ilgili bir görüş, kişinin rüyasında gördüğü herkesin kendi ayrı bir yönünü temsil ediyor olabileceğine işaret eder. </p>
<p>Kişinin kendisini yaralanmış ya da vücudunu değişmiş olarak görmesinin ise çoğu kez bilinçaltındaki ölüm korkusuna vurgu yaptığı söylenir.</p>
<p>Her ne kadar herkesin bilinçaltı sembolik dili farklı ise de, psikoterapi vaka kayıtlarından yola çıkılarak bazı genellemeler yapılmış. Bunlardan ilginç bulduklarımdan biri kişinin rüyalarda kendi hayatını arabası olarak görmesi. Bir başka ilginç bulgu ise çoklu kişilik bozukluğu olan hastaların tedavi sürecinde rüyalarında birbirlerine sarılan insanlar, birbirlerinin içinden geçen su dalgaları görmeleri.</p>
<p>Rüya yorumları, mutlaka örneklendirilerek anlatılması gereken ve tek bir yazıya sığdırılamayacak bir konu. Bilinçaltının yarattığı sembolik dil ancak çok sayıda örneğin gözden geçirilmesiyle kazanılacak bir alışkanlık, deneyim ve birikim sonucu öğrenilebilir. Tabii bir de her yeni rüya yorumunda kişinin o ana dek bildiklerini bir yana bırakıp yeni rüyaya tarafsız gözlerle bakabilmesi gerekir.</p>
<p>Kişisel gelişim ve değişim açısından da rüya yorumlamanın rolü büyüktür çünkü rüyalar kişinin bilinçaltındaki temel korku, öfke ve benzeri engelleyici duyguların çözümlenmesine olanak sağlarlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/ruyalar-ne-isimize-yarar-nasil-yorumlanir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Stresten Uzak, Gerçeklere Yakın</title>
		<link>http://hayatkisa.com/stresten-uzak-gerceklere-yakin/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/stresten-uzak-gerceklere-yakin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 May 2007 14:48:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/stresten-uzak-gerceklere-yakin/</guid>
		<description><![CDATA[Stres, anksiyete, huzursuzluk, endişe, korku gibi sıkıntılı durumlar hayatın gerçeklerinden uzaklaştıkça daha çok başımızı sarar. İnsan psikolojisinin ve zihnin işleyiş biçimiyle alakalı birşey bu.
Korktuğumuz, canımızı sıkan, bizi üzen birşey yaşadığımızda bunu en kısa zamanda unutmaya çalışırız ama unuttuklarımız ya da o an için unutmayı becerdiklerimiz gerçekte zihnimizden silinmez. Varlıklarını korumaları ve sürekli olarak yokmuş gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Stres, anksiyete, huzursuzluk, endişe, korku gibi sıkıntılı durumlar hayatın gerçeklerinden uzaklaştıkça daha çok başımızı sarar. İnsan psikolojisinin ve zihnin işleyiş biçimiyle alakalı birşey bu.</p>
<p>Korktuğumuz, canımızı sıkan, bizi üzen birşey yaşadığımızda bunu en kısa zamanda unutmaya çalışırız ama unuttuklarımız ya da o an için unutmayı becerdiklerimiz gerçekte zihnimizden silinmez. Varlıklarını korumaları ve sürekli olarak yokmuş gibi davranılmaları nedeniyle kendilerini hissettirmek isterler. Bu hissettirme biçimi kendini genelde kızgınlık, karamsarlık, baş ağrıları, değişik psikosomatik rahatsızlıklar olarak gösterebilir.</p>
<p>Biraz daha açmak gerekirse; sabah uyandığımızda eğer yaşadığımız gerçeklerden kaçmak yerine &#8220;Selahattin&#8217;e şu kadar borcum var, Aysel benden telefon bekliyor, en geç iki hafta içinde diş doktoruma uğramam lazım, çocuklara yazlık ayakkabı alınacak, ayın şu gününde şu ödemem var&#8221; gibi hatırlatmalarla güne başlarsak sorunlarımıza çözüm getirme mekanizmalarımız daha erken ve daha etkili işlemeye başlar.</p>
<p>Bunu becerebilmek ise temel bir kendine güven ve kendini sevmeyi gerektiriyor. Alakası ise şöyle; kişinin en önemli sorumluluğu kendi yaşamına dair olan sorumluluğudur. Yani en önemli sorumluluğumuz iyi bir vatandaş, iyi bir eş, iyi birer anne baba, iyi bir dost, iyi bir sevgili, iyi bir arkadaş, iyi bir çalışan olmak <strong>değildir</strong>. Ancak insan kendisinden kaçtıkça az evvel saydığım ikincil sorumluluklara doğru yönelmeye başlar ve sorumluluk bilincini bunlarla tatmin etmeye çalışır.</p>
<p>Akşam geç saatlere kadar ofisten çıkmayıp masa başında iş yapanlar büyük oranda işin gerektirdiği sorumluluğu yüklenmekle <strong>değil</strong> kendileriyle ilgili sorumluluk duygularını bir <strong>yer değiştirme</strong> ile tatmin etmekle meşgul olurlar. Kişi bunu bilincinde farketmez. Bu durum bilinçaltına itilmiştir. Üzerinde çok durmaya gerek yok, yaşadığımız evrende varolan birçok şey gibi insan psikolojisi de mükemmel değil. Yapılması gereken ah vah etmek yerine kendimizi sevmekten ve kendimize saygı duymaktan başlayarak adım adım kendi sorumluluğumuzu üstlenmemizdir.</p>
<p>Kendimizi, yaşadığımız bir dizi olayın kurbanı olarak tanımlamak yerine başımıza gelenlerin sorumlusu olarak tanımlarsak bugünkü hayatımızı değiştirmek için gereken kudrete sahip olduğumuzu da görürüz. </p>
<p>Şimdi kimileri der ki param yok, zamanım yok, gücüm yok. Ben de diyorum ki bunlardan siz sorumlusunuz. Hayatın bazı gerçekleri değiştirilemez olabilir ama birçok şeyi değiştirmek de sizin kendi elinizdedir.</p>
<p>Özetle, strese neden olan faktörlerin önemli bölümü bize sıkıntı veren / verdiğini sandığımız olay ve durumlardan kaçmaktan kaynaklanır. Kendi hayatınızın dizginlerini elinize almaya karar verirseniz daha az stres yaşamanız mümkündür.</p>
<p>Hayat zaten çok kısa, daha sakin, daha huzurlu, daha neşeli, daha dolu bir yaşama direnmek biraz lüks değil mi?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/stresten-uzak-gerceklere-yakin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Öğrenilmiş Acizlik</title>
		<link>http://hayatkisa.com/ogrenilmis-acizlik/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/ogrenilmis-acizlik/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 May 2007 19:50:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/ogrenilmis-acizlik/</guid>
		<description><![CDATA[Öğrenilmiş çaresizlik olarak da bilinir. Bu konuda anlatılan en ünlü psikoloji deneyi bir akvaryumdaki balıklar üzerinde yapılmıştır. Birbirini yiyen cinsten iki tür balık akvaryuma konmuş ancak aralarına da cam bir bölme yerleştirilmiştir. Diğerini yemek isteyen balık her hamle ettiğinde cam bölmeye carpmış dolayısıyla amacına ulaşamamıştır. Bir müddet sonra aradan cam bölme kaldırılmış, ancak balık artık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğrenilmiş çaresizlik olarak da bilinir. Bu konuda anlatılan en ünlü psikoloji deneyi bir akvaryumdaki balıklar üzerinde yapılmıştır. Birbirini yiyen cinsten iki tür balık akvaryuma konmuş ancak aralarına da cam bir bölme yerleştirilmiştir. Diğerini yemek isteyen balık her hamle ettiğinde cam bölmeye carpmış dolayısıyla amacına ulaşamamıştır. Bir müddet sonra aradan cam bölme kaldırılmış, ancak balık artık öteki tarafa geçebileceği halde geçmemiş, diğer balığı yiyememiştir. Çünkü balık, diğer balığı yemekten aciz olduğunu, bu konuda çaresiz olduğunu öğrenmiştir.</p>
<p>İnsanoğlunun da bu balıktan fazla bir farkı yoktur. İnsan daha küçük yaşlardan itibaren yapabileceklerinden çok yapamayacaklarını öğrenir. Şöyle bir hafızamızı tazelersek aklımızdan yüzlerce &#8220;yapma, dur, ayıp, olmaz, bi dakka, gelme, gitme, şimdi olmaz, sonra, büyümen lazım, sus artık, gülme, ağlama, kıpırdama&#8221; anlamlarına gelen kelime geçtiğini görürüz. Bu engelleyici uyarılar daha çocuk olduğumuz yaşlardan itibaren beynimize iyice kazınır.</p>
<p>Uzmanlar çocukların aşağı yukarı 7 yaşına geldiklerinde sosyalleşme evrelerini büyük ölçüde tamamladığını belirtiyor. Maalesef bu sosyalleşmenin büyük bölümü de toplumun koyduğu kuralları öğrenmek ve neyin yapılmaması gerektiğini iyice bellemek anlamında.</p>
<p>Engellenen insan acizliği, çaresizliği öğreniyor ve yaşamına bununla devam ediyor. Günlük yaşam içerisinde bile hiç alakadar olmadığımız konularda birbirimizi engelleriz. Bunların başlıcaları birbirimize annelik / babalık ederken söylediğimiz &#8220;banyo yaptıktan sonra sokağa çıkma&#8221;, &#8220;o adamı gözüm tutmadı&#8221;, &#8220;çok sigara içiyorsun&#8221;, &#8220;bunları nasıl ödeyeceksin&#8221;, &#8220;hastalanırsan en olacak&#8221; gibi gerçekte kişinin sadece kendisini ilgilendiren ve kendi adına karar vermesi gereken konulardır.</p>
<p>Her ne kadar konumuzla birebir alakalı olmasa da, Tunç Kılınç&#8217;ın bugün yazdığı bir <a href="http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2007/05/09/yumruklari-hep-iceride-kalacak/">yazıyı</a> okumanızı öneririm. Yazısında harika bir örneğe yer vermiş, örnek kısmını buraya almak istedim:</p>
<blockquote><p>Asya’da maymun yakalamak için kullanılan bir çeşit tuzaktan bahsediyor. Bir hindistancevizi oyulduktan sonra iple bir ağaca veya yerdeki bir kazığa bağlanıyormuş. Sonra hindistancevizinin altına ince bir yarık açılıyor ve oradan içine tatlı bir yiyecek konuyor. Bu yarık sadece maymunun elini açıkken sokacağı kadar büyüklükte, yarık içinde yumruk yaptığında ise elini dışarı çıkaramıyor.</p>
<p>Maymun, tatlının kokusunu aldıktan sonra yiyeceği yakalamak için elini içeri sokuyor, yiyeceği kavrıyor ama yiyecek elindeyken elini dışarı çıkaramıyor. Yani yumruk yarıktan çıkamıyor.</p>
<p>Avcılar geldiğinde maymun çılgına dönmesine rağmen yumruğunu açıp kaçmıyor.</p>
<p>“Aslında bu maymunu, tutsak eden hiçbir şey yok. Onu sadece onun kendi bağımlılığının gücü tutsak ediyor. Yapması gereken tek şey elini açıp yiyeceği bırakmak” diyor Goldstein.</p></blockquote>
<p>Nasıl yazının başında anlattığım balıktan çok farkımız yoksa bu örnekte anlatılan maymunlardan da fazla farkımız yok. Etrafta gördüklerimizi, yaşadığımız kısıtlı sayıda deneyimi nedense hemen kural haline getiriyoruz ve sonraki davranışlarımızda alakalı olsa da olmasa da bu kurallara sıkı sıkıya bağlı kalıyoruz. Oysa hayat bize sürekli her karşılaştığımız yeni olayı kendi başına değerlendirmemiz gerektiğine dair ipuçları veriyor. Elbette deneyim çok değerli ama neden deneyimin başarısızlıklardan ve engellerden oluşan birşey olduğuna dair bir inanç var? Neden tecrübe &#8220;atılan kazıkların bileşkesi&#8221; olarak tanımlanıyor?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/ogrenilmis-acizlik/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İstanbul’da Güneşli Bir Gün ve Depresyon</title>
		<link>http://hayatkisa.com/istanbulda-gunesli-bir-gun-ve-depresyon/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/istanbulda-gunesli-bir-gun-ve-depresyon/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 May 2007 10:29:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Güncel]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/istanbulda-gunesli-bir-gun-ve-depresyon/</guid>
		<description><![CDATA[Bugün İstanbul&#8217;da harika bir hava var, gökyüzü pırıl pırıl. Doğayla bütünleşmek için birebir. Hava durumu haberlerine göre yarın da böyle olacak. Bugün çalışmak durumunda olanlar bari yarını kaçırmasınlar.
Gelelim konumuza; ne zaman böyle güzel bir hava görsem aklıma depresyonun derinliklerinde gezdiğim yıllar gelir. Güzel havalardan nefret ederdim. Bunun nedenini çok düşündüm. Hatta Durkheim&#8217;ın intihar kavramına kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün İstanbul&#8217;da harika bir hava var, gökyüzü pırıl pırıl. Doğayla bütünleşmek için birebir. Hava durumu haberlerine göre yarın da böyle olacak. Bugün çalışmak durumunda olanlar bari yarını kaçırmasınlar.</p>
<p>Gelelim konumuza; ne zaman böyle güzel bir hava görsem aklıma depresyonun derinliklerinde gezdiğim yıllar gelir. Güzel havalardan nefret ederdim. Bunun nedenini çok düşündüm. Hatta Durkheim&#8217;ın intihar kavramına kadar düşündüm. Acaba havaların güzelliği benim yaşamayı istemiyor oluşuma inat edercesine atmosfere hayat pompaladığı için güneşe kızgın mıydım?</p>
<p>Depresyon, yaşamınızı ipotek altına alır. Bunun bir kısmı da güzel havaları değerlendirememekten oluşur. Depresyonda olanlar şu anda burayı okuyorsa kendilerine, kendileri adına bir iyilik yapmaya çalışmalarını ve 5 dakika bile olsa güneşin altında zaman geçirmelerini öneriyorum.</p>
<p>Bunu salt ruhsal ve psikolojik anlamda düşünmemek lazım. Evet, gün ışığının ruhsal rahatsızlıkların iyileşmesinde etkili olduğu bilimsel olarak kanıtlandı. Ama beden sağlığının ruh sağlığına etkisi açısından da gün ışığı çok büyük önem taşıyor.</p>
<p>Belki duymuşsunuzdur, gündüz - gece dengesinin alışılmışın dışında yaşandığı Kuzey Avrupa ülkelerinde uzun bir zaman gecenin yaşandığı dönemlerde insanları gün ışığı terapisi alıyorlar. Bunun tek sebebi ruhsal dengeyi korumak değil. Gün ışığı bedenimiz için de çok yararlı, yararını geçtim elzem bir kaynak.</p>
<p>Şu kısa hayata güzel bir gün daha eklemenizi dilerim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/istanbulda-gunesli-bir-gun-ve-depresyon/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Psikanaliz Hastalığı: Terapötik Zehirlenme</title>
		<link>http://hayatkisa.com/bir-psikanaliz-hastaligi-terapotik-zehirlenme/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/bir-psikanaliz-hastaligi-terapotik-zehirlenme/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 May 2007 11:29:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/bir-psikanaliz-hastaligi-terapotik-zehirlenme/</guid>
		<description><![CDATA[Analitik, dinamik terapi alanında görülen bir yan rahatsızlıktır. Genelde psikoterapiye başladıktan altı ay kadar sonra gözlemlenebilir. Psikanaliz sürecinin şaşkınlığını yavaş yavaş üstesinden atmaya başlamış olan bireyi bir psikanaliz heyecanı sarar. Bu, tıp fakültesinde kanser hakkındaki derslerden çıkışta belirtileri üzerine alınıp acaba ben de kanser miyim diye sormaya ya da Rocky, Rambo gibi filmlerin çıkışlarında birer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Analitik, dinamik terapi alanında görülen bir yan rahatsızlıktır. Genelde psikoterapiye başladıktan altı ay kadar sonra gözlemlenebilir. Psikanaliz sürecinin şaşkınlığını yavaş yavaş üstesinden atmaya başlamış olan bireyi bir psikanaliz heyecanı sarar. Bu, tıp fakültesinde kanser hakkındaki derslerden çıkışta belirtileri üzerine alınıp acaba ben de kanser miyim diye sormaya ya da Rocky, Rambo gibi filmlerin çıkışlarında birer kahraman olmaya benzetilebilir.</p>
<p>Şaka bir yana, belli bir zeka seviyesinin üzerindeki herkes için psikologculuk oynamak çok zevklidir. Bunun yanısıra kişiyi kendi ruh dilini çözmek yolunda geliştirebilir, başkalarının gelişimine katkıda bulunabilir. Her ne kadar asla profesyonel bir psikoterapist, psikolog ya da psikiyatristin yerini alamayacak olsa da kişilerarası duygusal paylaşımın artmasına yardımcı olabilir.</p>
<p>Konumuzun biraz derinine inersek, terapötik zehirlenme, kişinin psikoterapi seanslarında terapiste açtığı ve çözümlenmeye başlamış konuların benzerlerini kendi başına yakalaması ve bunların etrafında haddinden fazla dönmesi olarak açıklanabilir.</p>
<p>Şuur sahibi, bilinçli bir insan evladı olmak mutluluğun olmasa da huzurun anahtarlarından biridir. Bu nedenle öfke, sevgi, üzüntü, korku gibi duyguları yakalayıp onları terbiye etmek kişinin yararına sonuç verir. Ama kişinin her davranışını kendi kendine derin bir biçimde analiz etmeye çalışması, araba kullanırken yola dikkat etmek yerine önündeki göstergelere bakakalmak gibi bir alışkanlığa dönüşürse tahmin edebileceğiniz gibi bu durum kazayla sonuçlanır.</p>
<p>Sorunun çözümü, biraz sabırlı olmak ve duygusal dedektifliği terapi seanslarında psikoloğunuzla paylaşmaktır. Terapötik zehirlenmenin bir dezavantajı psikologla görüşme sırasında ortaya konması çok önemli, sağlıklı ve çözüme yönelik ilerleme sağlayacak duygusal konuları kişinin kendi kendine bir heyecan dalgasıyla yaşayıp sonra da kısa sürede unutmasıdır. Bu biçimde terapi seanslarından kaçırılan duygular terapilerin uzamasına ve terapistle iletişimin zayıflamasına neden olabilir.</p>
<p>Elbette bu anlattıklarım; kişi kendi kendini tetkik, analiz etmemelidir anlamına gelmiyor. En güzel şey kişinin kendi doktoru olmasıdır. Bütün anlatmak istediğim insanoğlunda bir de böyle bir eğilim olduğundan bahsetmek ve kısa hayatta bununla fazla zaman kaybetmemeyi tavsiye etmek.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/bir-psikanaliz-hastaligi-terapotik-zehirlenme/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Kişisel Gelişim Kitapları Neden İşe Yaramıyor?</title>
		<link>http://hayatkisa.com/kisisel-gelisim-kitaplari-neden-ise-yaramiyor/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/kisisel-gelisim-kitaplari-neden-ise-yaramiyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Apr 2007 13:51:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/kisisel-gelisim-kitaplari-neden-ise-yaramiyor/</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz yüzyılın son çeyreğinde başta A.B.D. olmak üzere birçok ülkede kişisel gelişim kitapları en iyi satanlar listelerinde üst sıralara oturdular. Yine de birçok insan kişisel gelişim kitaplarını beğenmiyor, işe yaramadığını söylüyor, laf kalabalığı olarak nitelendiriyorlar.
Ben de şahsım adına kişisel gelişim kategorisine giren kitaplardan çok okumamış olsam da, elime geçirdiğim birkaç tanesinden de pek hazzetmediğimi itiraf [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz yüzyılın son çeyreğinde başta A.B.D. olmak üzere birçok ülkede kişisel gelişim kitapları en iyi satanlar listelerinde üst sıralara oturdular. Yine de birçok insan kişisel gelişim kitaplarını beğenmiyor, işe yaramadığını söylüyor, laf kalabalığı olarak nitelendiriyorlar.</p>
<p>Ben de şahsım adına kişisel gelişim kategorisine giren kitaplardan çok okumamış olsam da, elime geçirdiğim birkaç tanesinden de pek hazzetmediğimi itiraf etmeliyim. Bir yandan da bu kategorideki kitaplar nasıl hem bu kadar çok satılıp hem de bu kadar çok şikayet konusu oluyorlar? Değinmeye değer bir konu.</p>
<p>Birçok kişisel gelişim kitabı maalesef sizin kişisel gelişiminizden ziyade toplum karşısında gelişmiş biri olarak kabul görmeniz esasına dayalı. Bu nedenle de birey olarak bu kitaplardan kendi gelişiminiz adına bir mesafe kaydetmeniz biraz zor.</p>
<p>İnsanın işinde daha başarılı olması, daha iyi bir sevgili, eş, anne, baba, arkadaş olabilmesi kişisel gelişim değildir. Dolayısıyla bu yönde bir değişimi empoze eden, zorlayan kitapların kişisel gelişime katkıda bulunmaları elbette zordur.</p>
<p>Başlangıçta gerçekten çevreden daha çok onay görmek üzere değişmek isteyen birey herkesi aynı anda aynı derecede mutlu edemeyeceğini anlayınca hem yaşama hem de kişisel gelişim kitaplarına isyan eder. Böyle olması son derece doğaldır. Eğer kişisel gelişim için çıkış noktanız etraftan daha fazla saygı ve kabul görmekse, toplumun değişik kesimlerinin ne kadar farklı değer yargılarına sahip olduğunun farkına vardığınız an bu bir hayal ıkırıklığı yaratabilir.</p>
<p>Ama maalesef çoğu insan kişisel gelişim dediğimiz zaman farkında olmadan toplumda daha fazla kabul görmek, daha çok para kazanmak, toplumun belirlediği kriterlere göre başarılı olmak gibi şeyler anlıyor.</p>
<p>Bir diğer yandan da toplumun kriterleri o kadar değişken ve ikiyüzlü ki, bireyden talep edildiği hissettirilen şeyler yerine getirildiğinde toplum oyunu çoktan başka hal ve davranışlar doğrultusunda kullanmış oluyor.</p>
<p>Bu nedenle de argümanlarını topluma kendini daha çok beğendirmek üzerine kurmuş olan kişisel gelişim kitaplarının bir işe yaramaları imkan dahilinde değil.</p>
<p>Kişisel gelişimin anahtarı herşeyden önce kişinin kendi doğasını tanıması ve kendi doğasının elverdiği şartlar ve imkanlar dahilinde kendisini geliştirmesidir. Zaten bunun yerine toplumu ölçü alan bir kişisel gelişim, genel geçer kriterlere ulaştıktan sonra mutlaka sekteye uğramaya mahkumdur. Hayat kısa ve bu kısa hayatta kendinizi geliştirmek istiyorsanız bu gelişimin ne yönde olması gerektiğine dair ölçütleri de kendiniz belirlemelisiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/kisisel-gelisim-kitaplari-neden-ise-yaramiyor/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Antidepresan Nedir, Nasıl Kullanılmalıdır?</title>
		<link>http://hayatkisa.com/antidepresan-nedir-nasil-kullanilmalidir/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/antidepresan-nedir-nasil-kullanilmalidir/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Apr 2007 14:37:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/antidepresan-nedir-nasil-kullanilmalidir/</guid>
		<description><![CDATA[Son yirmi yılın en meşhur ilaç gruplarından biri SSRI adıyla sınıflandırdığımız yeni nesil antidepresanlardır. Bunlardan en bilineni Prozac&#8217;tır. Diğerlerinden bazıları; cipram, lustral, ve bunların türevleri olarak sayılabilir.
Depresyon, daha evvel bir yazımda da belirttiğim gibi, beyindeki serotonin trafiğinin bozulmasıyla ortaya çıkan tıbbi bir rahatsızlık olarak nitelendirilmektedir. Bu bozukluk, serotoninin bir hücreden diğerine geçişi sırasında geçişinin engellenmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yirmi yılın en meşhur ilaç gruplarından biri SSRI adıyla sınıflandırdığımız yeni nesil antidepresanlardır. Bunlardan en bilineni Prozac&#8217;tır. Diğerlerinden bazıları; cipram, lustral, ve bunların türevleri olarak sayılabilir.</p>
<p>Depresyon, daha evvel <a href="http://hayatkisa.com/depresyon-mu-degil-mi/">bir yazımda</a> da belirttiğim gibi, beyindeki serotonin trafiğinin bozulmasıyla ortaya çıkan tıbbi bir rahatsızlık olarak nitelendirilmektedir. Bu bozukluk, serotoninin bir hücreden diğerine geçişi sırasında geçişinin engellenmesi ve beyinde yeterli çoğunlukta seyahat edememesidir. SSRI sınıfı antidepresanlar, serotonin trafiğini düzenlerler. Serotonin bir hücreden diğerine geçemeyip geri dönerken geri dönmekte olduğu hücrenin onu kabul etmesine engel olur ve böylelikle serotonin beyindeki gezintisini rahat rahat sürdürür.</p>
<p>Bu ilaçların etkilerini gösterme süreleri bünyeden bünyeye değişir. Bu süre genelde iki hafta ila iki ay arasında olarak tanımlanır.</p>
<p>Antidepresanlar mutlaka bir psikiyatrist kontrolunde kullanılmalıdır. Başlama ve bitirme kararı psikiyatristle birlikte verilmeli ve bu tür ilaçları almak psikiyatrist onayı olmadan sonlandırılmamalıdır.</p>
<p>Antidepresan kullanan çoğu kişi genellikle ilaca başladıktan iki ay kadar sonra kendilerini iyi hissederek artık ilaca ihtiyaç duymadılarını düşünürler. Oysa antidepresan etkisini göstermeye başlamıştır ve tıpkı antibiyotikler gibi belli bir süre kullanılmaları gerekir. İkinci aydan sonra ilacı kesen birçok depresyon hastası vardır ve hepsi kısa sürede depresyon tuzağına geri dönerler.</p>
<p>Antidepresan kullanım süresi genelde en az altı ay olarak kabul görmüştür. Kalıcı bir tedavi için antidepresanlar değişik dozlarda yıllarca kullanılabilir.</p>
<p>Kullanım süresi konusunda ilaç firmalarının içten davranıp davranmadığı hakkında tartışmalar sürmektedir. Ancak ben kişisel tecrübelerime dayanarak minimum altı ay, ortalama bir ya da iki yıl gibi bir sürenin en iyi sonuçları doğurduğunu söyleyebilirim (kişisel tecrübedir, güvenmeyiniz ve psikiyatrınıza danışınız).</p>
<p>Depresyon tedavisinde ilaç kullanımı tek başına kalıcı iyileşme sağlayamaz. Mutlaka psikoterapi tedavi sürecine eşlik etmelidir. Benzer biçimde, tek başına psikoterapi depresyonun kökünü kurutmak için yeterli çözüm olmayabilir. İlaç tedavisi artı psikoterapi depresyonla baş etmenin en sağlıklı yoludur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/antidepresan-nedir-nasil-kullanilmalidir/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İki Meşhur Kelime: Karşılıksız Aşk</title>
		<link>http://hayatkisa.com/iki-meshur-kelime-karsiliksiz-ask/</link>
		<comments>http://hayatkisa.com/iki-meshur-kelime-karsiliksiz-ask/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Apr 2007 04:23:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Osman S Börütecene</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Psikoloji]]></category>

		<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hayatkisa.com/iki-meshur-kelime-karsiliksiz-ask/</guid>
		<description><![CDATA[Doğaya aykırı bulduğum, bana pek de inandırıcı gelmeyen bir durum.
Biraz zihninizi kurcalar ve gözünüzün önünde canlandırmaya çalışırsanız, gün içerisinde yaşadığınız bakışmaların ne kadar anlamlı olduğunu idrak edebilirsiniz. Alışveriş yaparken, yolda giderken mutlaka tanıdık tanımadık birileriyle göz göze gelmiş ve biraz zorlasanız gayetle anlam yüklenebilecek bakışmalar yaşamışsınızdır. Bu, iki canlı arasındaki beğeni ilişkisinin en küçük parçasıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğaya aykırı bulduğum, bana pek de inandırıcı gelmeyen bir durum.</p>
<p>Biraz zihninizi kurcalar ve gözünüzün önünde canlandırmaya çalışırsanız, gün içerisinde yaşadığınız bakışmaların ne kadar anlamlı olduğunu idrak edebilirsiniz. Alışveriş yaparken, yolda giderken mutlaka tanıdık tanımadık birileriyle göz göze gelmiş ve biraz zorlasanız gayetle anlam yüklenebilecek bakışmalar yaşamışsınızdır. Bu, iki canlı arasındaki beğeni ilişkisinin en küçük parçasıdır. Hiçbiri karşılıksız değildir.</p>
<p>Bu nedenle karşılıksız aşk diye tanımladığınız durumda da bir karşılık söz konusudur. Büyük ihtimalle aşık olduğunuzu düşündüğünüz kişi de size karşı bir beğeni duymaktadır. </p>
<p>Birileriyle karşılaştınız diyelim ve ilginizi çekti. Tanıştınız; sohbet, sinema, akşam yemeği vs. derken olaylar vuku buldu. Artık bir çift oldunuz.</p>
<p>Ne kadar zaman sonra olacağı ilişkiden ilişkiye değişmekle beraber bir gün bakarsınız ki sevgilinizin günün yirmidört saati çok güzel olan saçları, onları toplayıp topuz yaptığında size itici geliyor ya da size hoş görünen ve içinizi gıdıklayan kirli sakallı, buruşuk gömlekli halini özensizlik olarak görüyorsunuz. </p>
<p>Ayrılmak istiyorsunuz ama nasıl ki asla kanser olmayacaksanız ya da asla ağır bir trafik kazası geçirmeyecekseniz benzeri bir inançla &#8220;ayrılık bizim başımıza gelemez&#8221; diyorsunuz. Bu yüzden de sorunlarınızı konuşmaktan bile kaçıyorsunuz ve ayrılmaya dair bir girişimde de bulunmuyorsunuz.</p>
<p>Sonra bir gün sevgiliniz sizi terkediyor, çok canınız yanıyor çünkü o artık sizinle birlikte olmak istemiyor. Belki başkasının kollarında, telefonlarınıza cevap vermiyor, maillerinizi almamış gibi hissediyor ya da öyle zannediyorsunuz. Onunla konuşmaya çalışmak bir işe yaramıyor; somut bir cevap yok, ses gelmiyor.</p>
<p>Aşağılandığınızı, yalnız olduğunuzu, üşüdüğünüzü hissediyorsunuz. Belki de sokağa çıktığınızda sizi gören herkesin &#8220;aaa şuna da bak, aşk acısı çekiyor bu ezik, zavallı, sümüklüböcek&#8221; dediklerini sanıyorsunuz. Sanki herkes herşeyi biliyor, sanki dünyanın gündeminde sizin terkedilmişliğiniz var.</p>
<p>Birlikteyken Bebek Parkı&#8217;nda bir kediyi sevmiştiniz ve kedi çok mutlu olmuştu. Ama sanki siz ayrıldığınız için o kedi bir daha öyle sevilmeyecek ve siz buna mutsuz oluyorsunuz. Halbuki siz yine kendi başınıza gidip sevebilirsiniz o kediyi.</p>
<p>Bu hissettikleriniz aşk acısı değildir. Dolayısıyla bunun adını karşılıksız aşk olarak koyamayız. Siz, ama bilerek ama bilmeden yazdığınız bir senaryonun baş kahramanı oldunuz. Bu filmde oynamaktan derhal vazgeçebilirsiniz. Bu durumu içinde oynadığınız bir belgesel olmaktan çıkarıp savaşabilir ya da başka bir hayat kurabilirsiniz. </p>
<p>Yok eğer bu aşk acısıysa onun da sizi düşündüğünden emin olun. Belki de şimdi kendi kendine diyor ki &#8220;keşke o salatayı elle yemeseydi belki o zaman bu kadar öfkelenmez, bu kadar bunalmazdım!&#8221;. Ya da diyor ki &#8220;arkadaşlarımla lise toplantısına gitmem konusunda arıza çıkarması bardağı taşıran son damla oldu&#8221;.</p>
<p>Belki kadın ve erkek arasındaki farkların biraz fazla abartılmasından, belki de toplumun kadın-erkek ilişkilerine yüklediği özel değerden ötürü aşk ve <em>aşkta başarısızlık</em> insanoğlu için yaşanan ilişkiden çok öte bir anlam taşır hale gelmiştir. Bu nedenle karşılıksız aşk olarak iki kelime ile niteleyip kestirip attığımız duygular, kaybedilmiş bir futbol maçı ile aynı kefeye konarak muamele görmektedir.</p>
<p>Oysa birçok şey gibi bu konu da kişinin yaşamı hakkında kendi kararlarını vermesi, kendi varlığını olduğu gibi kabul edebilmesi, özgürlüğü ile yüzyüze gelmesi gibi insanoğluna çoğu kez ürkütücü ve soğuk gelen farkındalıklarla beraber değerlendirilmelidir.</p>
<p>Birilerine karşı hayatınızın düzenini bozacak derecede ihtiyaç duyuyorsanız, en çok ihtiyacınız olan kişinin kendiniz olduğunu ve kendinizin de daima sizinle beraber olduğunu hatırlamanız işe yarayabilir.</p>
<p><strong>not</strong>: Bu yazı, iki yıl kadar önce <a href="http://sozluk.sourtimes.org">ek$i sözlük</a>&#8216;te yazdığım bir yazıdan derlenmiştir. Yazının orijinalini <a href="http://jefe.hayatkisa.com/2005/10/07/karsiliksiz-ask/">Jefe&#8217;nin Yorumları</a>&#8216;nda bulabilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://hayatkisa.com/iki-meshur-kelime-karsiliksiz-ask/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	<media:rating>nonadult</media:rating></channel>
</rss>
